Ateş ile oynayınca kalmadı gücüm
Güneşi bir gün bile göremedi gözüm
Kalmadı bir sözüm artık
Gitsem diyorum
Neşesini bol bulunca istedim her an
Hevesini aldı gitti ben yine talan
Bitmez mi bu yalan artık
Bitsen diyorum
Ah aşk olunca meşk olunca
Ben yokum hiçbir tarafında
Dert olunca gün batınca
Ay bile kaçınca gökyüzünden (aman)
Gitsem diyorum
Bir mesele kalmadı içimde şimdi bak
Yine beni döndü buldu ettiğim her ah
Yok mu bir gün ferah artık
Gülsem diyorum
Çilemi değil mi anlamak zor artık çok
Bilene de sorsan aşka başka çare yok
Yolum uzun artık
Gitsem diyorum
Ah aşk olunca meşk olunca
Ben yokum hiçbir tarafında
Dert olunca gün batınca
Ay bile kaçınca gökyüzünden aman
Gitsem diyorum
Sen varolunca bir yok olunca
Ben de olmam olmadığın zaman
Gün doğunca bir uyansam
Bir de baksam yanı başımda olsan aman
Gitsem diyorum
Oğuzhan Koç
( İlerleyen zamanda sanatçı için açıklayıcı bilgilerle dolu bir yayın yapacam söz )
İnsanoğlu boşaltır, içinde tutamaz ki... Yorulunca çıkar ter derimizin üstünde Öfkelenince bağrışlar çıkar, ses tellerini yırtarcasına Ruhumuz yorulunca hüzün çıkar Kalbimiz kırılınca da edebiyat çıkıyor Edebiyat kırık kalplerle başladı belki de, Kırık kalplerin hikayesini anlatıyor tekrar tekrar...
21 Mart 2014 Cuma
16 Mart 2014 Pazar
Kahraman Tazeoğlu'ndan Sözler....
Açıkçası hiç Kahraman Tazeoğlu okumadım ama sözlerini çok etkileyici buldum en kısa zamanda okuyup keşfedeceğim. Ve sözlere bakarak çok rahat söyleyebilirim ki ; Tazeoğlu 100 yıl sonra Sabahattin Ali gibi anılacak, klasik yazarlarımızın arasında adı geçecek bi isim olma potansiyelini taşıyor...
Okurken fon müziğiniz bu olsun : https://www.youtube.com/watch?v=1Ygw9Upfz34
Haklısın nasılsa bitecekti!
Yarından erken olmayacaktı, dünkü veda.
Zaman bizi eskitti.
Rahat uyu sevgilim, BİTTİ...
İnancı kırılmayan hiçbir aşk bitmezdi oysaki
İnancımı da alıp gitmeseydin! Ve Öyle İnsanlar Vardır ki,
Piyon'ken Kendini Vezir Eder..
Öyle İnsanlar da Vardır ki,
Vezir'ken Kendini REZİL Eder.
Başlamayacakmış gibi gelmişti, bitmemiş gibi gitti. Kaçmak mıydı gitmek miydi anlamadım. İnsan böylesi bir gidişte neye doğru ilerlerdi? Kaderden kaçmak mıydı bu gidiş, yoksa kadere miydi? Tutuştu böylesi gitmelere hazırlıksız çıra yüreğim.
Şimdi bana doğru doğrultsan aşkını
Korkarım.
Şeytan doldurur!
Gitsem kalmalar saldırıyor, kalsam gitmeler çağırıyor.!
"Aşk da biter... ve sen kurduğun düşten düşersin."
Artık ne gittiğine üzülüyordum, ne geldiğine seviniyordum. Sadece kabul ediyordum. Önünü görmeden ileriye bakmak, nasılda tökezletiyordu insanı… O bunun farkında mıydı değil miydi bilmiyorum ama her seferinde o, benim aşkımdan aldığı hazla ileriye doğru gidiyordu. Ben yine arkada kalıyordum, ardı oluyordum… Gayret sarf etmeden ilerlediğini zanneden biri, yokuş aşağı indiğinin farkına varamaz. O’da... farkında değildi zaten. Sevmekle sevmemek arasına hamak kurmuş, bir gidiyor, bir geliyordu. O’na “sevmekle sevmemek arası bir şey yoktur; emin olmak veya şüphe etmek vardır” diyordum ve cevap bekliyordum. O ise bana “insan bir kere aşık olur; diğerleri hep ondan izler taşır” diyordu. Kimin izini taşıyordum bilmiyordum. Ama bir şeyi çok iyi öğrenmiştim: her yalnız bir gün mutlaka kendini mutsuz edecek birini buluyordu.
Çok mu saftım yoksa çok mu kaptırdım..
sahi ya uzun uzun gözlerine dalardım...
ne bileyim işte bi vardın,
Şimdi yoksun....
sahi ya uzun uzun gözlerine dalardım...
ne bileyim işte bi vardın,
Şimdi yoksun....
Kimseyi bir başkası gibi sevmemeli insan. Çünkü kimse bir başkası değil.
Ne tuhaf değil mi?
İçimi acıtan da sendin,
Acımı dindirecek olan da...
Ya öldür beni dedim,
Ya da git benden.
İçi bulanık bir sevdanın ucunda seni kaybettim.
Aldırmadın aldırmalarıma. ...
Bir gecede yakıp yarini,
Şafaklara sattın ihanetini!
Külüme basanlar bile utandı yaptığından.
İşte soluk bir ömrün
Son nefesi.
Benden,
İçimden
Terk ediyorum...
İçimi acıtan da sendin,
Acımı dindirecek olan da...
Ya öldür beni dedim,
Ya da git benden.
İçi bulanık bir sevdanın ucunda seni kaybettim.
Aldırmadın aldırmalarıma. ...
Bir gecede yakıp yarini,
Şafaklara sattın ihanetini!
Külüme basanlar bile utandı yaptığından.
İşte soluk bir ömrün
Son nefesi.
Benden,
İçimden
Terk ediyorum...
Hiç buluşmadığımız bir yerde hiç bilmediğin bir saatte seni bekliyorum. Gelmen pekte anlam ifade etmiyor. Ben seni beklemeyi hala çok seviyorum..
Seni bir “anı” olsun diye sevmedim ve hiç aldatmadım
Acımasız olan sendin sevdiğim. Ben seninle birlikte ölebileceğimiz günü düşlerken, bensiz yaşayabilen sendin sevdiğim. Bak sana hâlâ sevdiğim diyorum; çünkü ben seni içimden terk etmedim. Çünkü ben seni intihar etmedim. Çünkü ben uğruna ölebileceğimi sandığım biri için yaşadım hep!
Ben sana yenilmek için sevdim seni. Hayallerime yakıştığın için sevdim. Ama artık gitme vakti. Duymadığın sesimi sana emanet ederek, acılarıma yokluğunu ekleyerek gitme vakti…
Elbette unuturum sonunda
en fazla bir mevsim ağlarım
alışırım yalancı baharlara
ama
yine de
biri beni kandırsın yokluğunda…
ne desem kar yağıyor
Hiç kimsenin iyi gelmediği yerden sarıyorsun yaralarımı. Hiç kimsenin dokunamadığı yerden kanatıyorsun sonra.
Eğer insan unutmak istemezse, bir günü bile hatırlar on yıl sonra… Ve unutmak isteyen, bir günde unutur on yılı…
Yolumdan dönemediğim için değil, seninle hiçbir yolda yürüyemeyeceğimi bildiğim için gidiyorum. Yeryüzünün bütün aşkları senin ve beni unutabilirsin!
İnsanın içi ağrır mı hiç? Ağrıyor işte…
Evdeki bayat ekmek gibiydin.Ben sana nimet deyip başımın
üstünde tutarken, sen gidip başkalarının çöplüğünde
küflenmeyi tercih ettin..
Şüpheleriniz beynimi kemirirken ‘senaryo yazıyorsun’ dediniz. Şüpheleriniz içimi çürütürken ‘zaman’ dediniz. Şüpheleriniz artık belimi bükerken yüzüme kapılar çarptınız! Beni kendi gözümden düşürdünüz. Acı çekiyordum. Ne acı ki acı çektiğimi canınızı yaktığımda anladınız. Ve daha acı ki sizin canınız yanınca benim canım daha çok yandı
Son sigaram gibiydin sen sevgili, kıyamazdım içmeye .. O cebimde kırıldı, sen kalbimde”.
Ben seni yere göğe sığdıramazdım, sen benim üstüme basıpta mı geçtin ?
Söyle; ne zaman başladın, ne zaman bittin ?
Zaten geç kalmıştın, bir de erken gittin ..
Canıma tak ettin ayrılık, inan yettin !
Galiba ben bu aşkta iyi halden müebbet yedim.
Bitirdim Seni Ve Dediğini Yaptım… Unuttum Gitti… Şimdi İstek Sırası Bende.. Çıkma Olurmu Karşıma Asla… Hiç Karşılaşmayalım Seninle… Bir Daha Asla Alma Adımı Ağzına… Geçmişindekileri Sayarken Bile Sayma Mesela….!! ( engellenemeyen editör notu: unutamadıysan daha ne konuşuyorsun kahramancım bırak şimdi :) )
Giderek değil, unutarak vesaireleştirdin sen bu aşkı
‘Sen’ uçurumlarından, ‘Ben’ denizlerine düştüm.
Kendi içimde boğulacak bir ölümü mü hak ettim Rabbim!
Onu, kendimi kendi içimde boğacak kadar mı sevdim…
14 Mart 2014 Cuma
Üşüyorum
Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum...
Muhsin YAZICIOĞLU
Soğuk bir gecenin sabahındayım. Birazdan aydınlanan günün şerefine bi sigara ateşleyeceğim. Üşüyorum dahada üşüyeceğim, üşüdükçe seni hatırlarız, su içerken kerbela şehidi Hz. Hüseyin'i andığımız gibi. Üşüyorum, susuyorum....
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum...
Muhsin YAZICIOĞLU
Soğuk bir gecenin sabahındayım. Birazdan aydınlanan günün şerefine bi sigara ateşleyeceğim. Üşüyorum dahada üşüyeceğim, üşüdükçe seni hatırlarız, su içerken kerbela şehidi Hz. Hüseyin'i andığımız gibi. Üşüyorum, susuyorum....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


