Yine yakın zamanda okuduğum bir kitap (12 saat önce:D) ve yine fazla yorum yapmaya gerek görmüyorum, okuyarak anlaşılmalı. Kendi adıma bana çok şeyler öğretmesinin dışında gerçek sanatın ideolojiler üstü olduğunu da gösterdi. Ve ben bu kitapta kendimi, çevremi, seni, herkesi yani insanı gördüm. Bu kitap kesinlikle Türk edebiyatında en üst sıralarda bulunmukta..
Kitaptan bazı etkileyici sözler:
- Dibinde ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.
- İnsanları, kendi cinslerinden biri üzerinde kudret ve yetkilerini denemek kadar tatlı sarhoş eden ne vardır ?
- Gerçi etrafları tarafından anlaşılamayan, haklarında daima yanlış hükümler verilen insanların zamanla bu yalnızlıklarından bir gurur ve acı bir zevk duymaya başladıklarını biliyordum.
- Ara sıra olur... Gece vakti yanlız başıma dolaşmak isterim.
-Onun yaşadığı yerde yaşamak onun gibi yaşamak değildir.
- İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.
- Zaten çevremden uzak duruşumun, yabancılığımın bir sebebi de kitaplarda tanıştığım ve benimsediğim insanları çevremde bulamayışım değil miydi ?
- Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim.
- Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin özellikleri hakkında söz söylemekten kaçındığımız halde ilk defa rastgeldiğimiz bir insan hakkında son kararımızı verip rahatlıkla öteye geçiyoruz ?
- ''Fakat benim için bundan sonra eski uykuya dönmek imkanı yoktu. Yaşadığım müddetçe türlü türlü yerler gezecek, dilini bildiğim ve beilmediğim insanlarla tanışacak ve her yerde, herkeste onu arayacaktım. Ve onu bulamayacağımı şimdiden biliyordum. Fakat aramamak elimde olmayacaktı. Beni, bütün ömrümce bir meçhulü mevcut olmayan birşeyi aramaya mahkum ediyordu. Bunu yapmamalıydım, yapmalıydı...''
- Ona hakikaten dargın değildim, asla kızmıyordum, sadece olayın etkisi altında kalmıştım, üzgündüm. ''Bunun böyle olmaması gerekirdi'' diyordum. Demek ki beni bir türlü sevemiyordu. hakkı vardı. Bütün hatıralarımı toplayarak bir hüküm vermek istediğim zaman, kadınların hiçbir zaman aşık olamayacakları neticesine varıyordum. Kadın sevebileceği zaman sevmiyor ancak gerçekleştiremediği arzularına üzülüyor, kırılan benliğini tamir etmek istiyor, kaybedilen fırsatlara yanıyor ve tüm bunlar ona aşk çehresi altında görünüyordu...
- Hayat ancak bir kere oynana kumardır. Ben onu kaybettim, ikince defa oynayamam...
Son olarak Kürk Mantolu Madonna'nın esinlenildiği porte:
Andrea del Sarto's Detail of Madonna delle Arpie

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder