misal ben de badağım ama
badaklık kararımı bi ermişin ya da din adamının ya da jedi master’ın
motivasyonu ile almış değilim. sürekli surlara toslayıp kırılmış koçbaşı ve
yanıp yıkılmış kuşatma kulelerimle süklüm püklüm memleketime geri
döndüğümdendir, artık doğru düzgün bi militer gücümün de kalmamış olduğunu
görüp yeni seferlere çıkmama kararı aldım da o yüzden badak oldum.
hoş bir hatunla konuşurken
kekelemeyen adam badak değildir lan..
ayrıca;
-yok ya bana bakıyor olamaz..
-abi benden neden hoşlansın ki?
-inanıyorum hacım bi gün tam önüme ışınlicak yukardaki..
-kız çocuğum olsun, kışın pembe pembe giydireyim kalınca kolları kapanmasın, püsküllü beresi olsun parkta gezelim onla..
-lan kız benden hoşlandığını söyledi ben koşarak kaçıyorum..
-notting hill'deki gibi bi aşk istiyorum..
insanıdır bu badaklar..
evet böyle diyorum ve basıyorum..
ayrıca;
-yok ya bana bakıyor olamaz..
-abi benden neden hoşlansın ki?
-inanıyorum hacım bi gün tam önüme ışınlicak yukardaki..
-kız çocuğum olsun, kışın pembe pembe giydireyim kalınca kolları kapanmasın, püsküllü beresi olsun parkta gezelim onla..
-lan kız benden hoşlandığını söyledi ben koşarak kaçıyorum..
-notting hill'deki gibi bi aşk istiyorum..
insanıdır bu badaklar..
evet böyle diyorum ve basıyorum..
bir çoğu ilerlemiş yaşlarında,
hayatlarına bir çok kadın girmiş de olsa, evlenmiş bile olsalar, hayatları
boyunca hiç bir kadına çıkma veya evlenme teklif etmemiş olduklarını hayretle
fark ederler. bu en çok görülen semptomdur. çünkü bir badak hoşlandığı,
takıldığı bayanla geziyor, tozuyor, eğleniyor bile olsalar işi birlikteliğe
götürmek için son adımı atamaz. genelde öfkeden çıldırma noktasına gelmiş olan karşı
taraf o adımı atar. bir kadın için bu adımı atmak çok zor geldiği için de
badakların başlamadan biten bir çok ilişki öyküsü vardır. ha unutmadan,
kadından badak olmaz. doğasına aykırıdır. badaklık sadece erkeklere özgü bir
durumdur maalesef. badaklık bir aslanın vejeteryan olması gibi bir şeydir.
badaklar parayla ilişkiye giremezler. bir fahişeyle kolay kolay yolları kesişmez. bu konularda aşırı zorlanırlar. tahrik olabilmek için çok başka şeylere ihtiyacları vardır. işte bunları anlayamayanlar, abazan erkeklerle badakların arasındaki en büyük farkı da anlayamazlar. bu yüzden bir çok kişi badakları kifayetsiz abazan sanarken hayati bir yanılgıya düşerler. badakların doğasından gelir bir takım şeyler, poz değildir.
badaklar ilişkiyi başlatamadıkları gibi bitirmekte de sorunlar yaşarlar. genel olarak şövalye ruhlu olurlar. bu ruh yüzünden, ilişkileri bitme noktasına taşımaktan imtina ettikleri durumlar yaşarlar. ve bu yüzden de hasbelkader başladıkları bir ilişkiyi bitiremedikleri için yanlış evlilikler yapmış çok badak vardır. ha bunların aralarında doğru kadına denk geldiği için şanslı olanlar da vardır elbet. ne mutlu onlara.
badaklar parayla ilişkiye giremezler. bir fahişeyle kolay kolay yolları kesişmez. bu konularda aşırı zorlanırlar. tahrik olabilmek için çok başka şeylere ihtiyacları vardır. işte bunları anlayamayanlar, abazan erkeklerle badakların arasındaki en büyük farkı da anlayamazlar. bu yüzden bir çok kişi badakları kifayetsiz abazan sanarken hayati bir yanılgıya düşerler. badakların doğasından gelir bir takım şeyler, poz değildir.
badaklar ilişkiyi başlatamadıkları gibi bitirmekte de sorunlar yaşarlar. genel olarak şövalye ruhlu olurlar. bu ruh yüzünden, ilişkileri bitme noktasına taşımaktan imtina ettikleri durumlar yaşarlar. ve bu yüzden de hasbelkader başladıkları bir ilişkiyi bitiremedikleri için yanlış evlilikler yapmış çok badak vardır. ha bunların aralarında doğru kadına denk geldiği için şanslı olanlar da vardır elbet. ne mutlu onlara.
hani kızların birisiyle
sevgililik müessesine adım atıp atmayacağına, o kişiyi ilk gördüğünün ilk
birkaç saniyesinde karar vermesi geyiği vardır ya; badaklar bu birkaç saniyeyi
o kişiyle olabilecek beş yıllık kalkınma planını kurgulamakla geçirip,
sonrasında da %98 ihtimalle ı ıh olmayacak 4. günde, 9. ayda ya da 2. yılda bir
yerde patlak verecek diyip meğeheh diyerek yoluna devam adamlara denir.
gece 3 civarlarında evine
bıraktığı güzel kız kendisini 'kahve içmeye' davet edince gider, kahve içer ve
sonra da evine döner. üstelik bu durum aynı kızla birden fazla defa
tekrarlanabilir de. hatta kız kapıdan uğurlarken "bi gece de kalmaya
gelirsin belki" dediği halde.
yok artık" dediğini duyar gibi oluyorum sevgili sözlükçü ama badak yapar bunu. emin ol çünkü badakizm basit bir ideoloji değil, bir yaşam felsefesidir.
yok artık" dediğini duyar gibi oluyorum sevgili sözlükçü ama badak yapar bunu. emin ol çünkü badakizm basit bir ideoloji değil, bir yaşam felsefesidir.
"erkekler kadınların
içlerinden geçenleri bilselerdi daha atılgan olurlardı." Balzac
one night stand ve perfect love aşırılıklarından
ikincisine yakın olan bir seksüel davranış biçimi
bu tür düşüncelere sahip olan kişiler bir gecelik ilişkilerden veya gerçekten sevmediği insanlarla beraber olmaktan tiksinirler
bu aslında yanlış bir tutum değildir, badakların deyişi ile ''insanın içinden geleni yapmasıdır'' fakat insanın her içinden gelen şeyin en iyi ve en doğru şey olmadığı(içinden adam öldürmek, suç işlemek geliyorsa mesela) için bu tür düşünen insanlar her zaman mutlu olamazlar, mutlu olabilenleri de ya karşı cinsle dengeli ilişkiler kurmuş olanlarıdır, yada ''umursamıyorum artık'' diyenleridir-ki bunlar genelde duygularını bastırıp kendilerini buna inandırmışlardır, çünkü cinsel içgüdüleri öldürmek imkansıza yakındır, fenafillaha ermek kadar zordur-.
peki bu iyi ve ahlaki prensiplere dayanan düşüncede yanlış giden şey nedir?
daha doğrusu şeyler. bunları maddeler halinde yazmak gerekirse:
1. yüksek beklenti, mükemmeliyetçilik
2.siyah-beyaz bakış açısı
3. önyargı, genellemecilik ve yüzeysel bakış
(daha önce bahsedilen özgüven eksikliğini davranışsal bozukluk olduğu için bu prensipsel yanlışlıkların arasına koymuyorum)
bunları teker teker açıklamak yerine birbirine bağlı şeyler oldukları için beraber açıklayacağım. öncelikle, badak diye tanımlanan insanların ilişkilere bakış açısında yüksek bir beklenti göze çarpar, her zaman özel birisini beklerler, bu tanıma yakın olmayan insanları ise kapıdışarı ederler bu yüzden çevresindekilerin çoğunu kapı dışarı eden bu kişi kısıtlı bir çevre içinde kalır ve belki de kendisine belki gerçekten hoşlanacağı insanları tanıştıracak olan insanlarla tanışma şansını elleriyle iterler. bunun temeli ise siyah beyaz bakış açısında yatar, bu bakış açısı, bir şey iyi ise çok iyi, kötü ise çok kötüdür prensibine dayanır ve bilinçsizce gelişir. badak kişinin belki de aşması gereken en büyük engeldir. karşısındaki insanın kötü bir özelliğini görüp hemen o kişiyi kafasındaki bir prototipin içine sokar ve o kişiden tiksinmeye başlar, halbuki bir insanı tanımak 15 dakikalık bir ön tanışma ile asla olamaz. insan göründüğünden çok daha derin olabilir, fakat o an o ortamda o kısa sürede kendisini karşısındakine yeterli bir şekilde tanıtamayabilir, aklı başka yerdedir mesela. bu durumda badak kişi parti, bar, disko tarzı ortamlara girmekten nefret ettiğini düşünmeye başlar, çünkü o ortamlarda tanıdığı toplam üç-beş kişinin ona yeterince derin gözükmemesi sebebiyle o ortamların hepsine hep aynı tarz insanların geldiğiönyargısına düşer. belki kabul etmek gerekir, bar veya disko, müthiş insanlarla dolu bir cennet değildir, hatta sarkıntı insanlar bile gelir oralara, fakat bu, bar ve disko ve partilerin yavşak ve kaşardan başka hiçbirşey içermediği anlamına gelmez. tekrar beklenti konusuna dönmek gerekirse, badakların kişisel güzellik ve benzerlik aradığını görürüz, bu gayet doğal bir şeydir, zıt tarzda bir insan aramaktan daha akıllıca olduğu kesindir, fakat yine de hatalıdır. çünkü kişi, ideal aşkı düşünerek kafasında bir karakter oluşturmakta ve ona aşık olmaktadır, ayrıca insanların da ona benzemesini arzulamaktadır, benzemeyice onlardan soğumaktadır. halbuki insanları olduğu gibi kabul etmek ve kimseden yüksek beklentie olmamak gerekir. sadece yeni tanışılan kızların kendilerine ilerde yeni kızlar tanıştırabilmesi ve bunun eninde sonunda daha özel bir insana kadar ulaşması bile karşı cinsle tanışmak için yeterli bir nedendir. ayrıca kafada yaratılan bu karakter gerçekte olsa bile belki de kişinin düşündüğü gibi ideal bir aşk olmayacaktır ve anlaşmazlıklar çıkacaktır, çünkü insan yapısı ve davranışı asla robotlarınki gibi değildir ve farklı durumlarda aynı insandan çok farklı davranışlar gözlenebilir.
sonuca gelmek gerekirse, badak kişi yalnız olduğu için mutlu değildir ama bunu kabullenir. fakat bu kişi bu kabullenmeyi bir şeref meselesi veya yenilgi olarak görürse daha yalnız kalmaya mahkum olur. bunun yerine insanlara karşı daha hoşgörülü ve daha içten yaklaşması gerekir. badak kişi eğer kendisi olduğunu, içinden geldiği gibi davrandığını iddia ediyorsa karşısındaki insanlara da kendisi gibi davranacak ve içten olacaktır, bu durumda karşısındaki insanlar da onu takdir edecek, karakter olarak ona yakın olan insanlar zaten ona gelecektir. eğer kişinin sosyal fobisi varsa öncelikle bunu yenmesi gerekmektedir, ama badakizmin içnde sosyal fobi yoktur, mükemmeliyetçilik ve önyargı vardır.
bu tür düşüncelere sahip olan kişiler bir gecelik ilişkilerden veya gerçekten sevmediği insanlarla beraber olmaktan tiksinirler
bu aslında yanlış bir tutum değildir, badakların deyişi ile ''insanın içinden geleni yapmasıdır'' fakat insanın her içinden gelen şeyin en iyi ve en doğru şey olmadığı(içinden adam öldürmek, suç işlemek geliyorsa mesela) için bu tür düşünen insanlar her zaman mutlu olamazlar, mutlu olabilenleri de ya karşı cinsle dengeli ilişkiler kurmuş olanlarıdır, yada ''umursamıyorum artık'' diyenleridir-ki bunlar genelde duygularını bastırıp kendilerini buna inandırmışlardır, çünkü cinsel içgüdüleri öldürmek imkansıza yakındır, fenafillaha ermek kadar zordur-.
peki bu iyi ve ahlaki prensiplere dayanan düşüncede yanlış giden şey nedir?
daha doğrusu şeyler. bunları maddeler halinde yazmak gerekirse:
1. yüksek beklenti, mükemmeliyetçilik
2.siyah-beyaz bakış açısı
3. önyargı, genellemecilik ve yüzeysel bakış
(daha önce bahsedilen özgüven eksikliğini davranışsal bozukluk olduğu için bu prensipsel yanlışlıkların arasına koymuyorum)
bunları teker teker açıklamak yerine birbirine bağlı şeyler oldukları için beraber açıklayacağım. öncelikle, badak diye tanımlanan insanların ilişkilere bakış açısında yüksek bir beklenti göze çarpar, her zaman özel birisini beklerler, bu tanıma yakın olmayan insanları ise kapıdışarı ederler bu yüzden çevresindekilerin çoğunu kapı dışarı eden bu kişi kısıtlı bir çevre içinde kalır ve belki de kendisine belki gerçekten hoşlanacağı insanları tanıştıracak olan insanlarla tanışma şansını elleriyle iterler. bunun temeli ise siyah beyaz bakış açısında yatar, bu bakış açısı, bir şey iyi ise çok iyi, kötü ise çok kötüdür prensibine dayanır ve bilinçsizce gelişir. badak kişinin belki de aşması gereken en büyük engeldir. karşısındaki insanın kötü bir özelliğini görüp hemen o kişiyi kafasındaki bir prototipin içine sokar ve o kişiden tiksinmeye başlar, halbuki bir insanı tanımak 15 dakikalık bir ön tanışma ile asla olamaz. insan göründüğünden çok daha derin olabilir, fakat o an o ortamda o kısa sürede kendisini karşısındakine yeterli bir şekilde tanıtamayabilir, aklı başka yerdedir mesela. bu durumda badak kişi parti, bar, disko tarzı ortamlara girmekten nefret ettiğini düşünmeye başlar, çünkü o ortamlarda tanıdığı toplam üç-beş kişinin ona yeterince derin gözükmemesi sebebiyle o ortamların hepsine hep aynı tarz insanların geldiğiönyargısına düşer. belki kabul etmek gerekir, bar veya disko, müthiş insanlarla dolu bir cennet değildir, hatta sarkıntı insanlar bile gelir oralara, fakat bu, bar ve disko ve partilerin yavşak ve kaşardan başka hiçbirşey içermediği anlamına gelmez. tekrar beklenti konusuna dönmek gerekirse, badakların kişisel güzellik ve benzerlik aradığını görürüz, bu gayet doğal bir şeydir, zıt tarzda bir insan aramaktan daha akıllıca olduğu kesindir, fakat yine de hatalıdır. çünkü kişi, ideal aşkı düşünerek kafasında bir karakter oluşturmakta ve ona aşık olmaktadır, ayrıca insanların da ona benzemesini arzulamaktadır, benzemeyice onlardan soğumaktadır. halbuki insanları olduğu gibi kabul etmek ve kimseden yüksek beklentie olmamak gerekir. sadece yeni tanışılan kızların kendilerine ilerde yeni kızlar tanıştırabilmesi ve bunun eninde sonunda daha özel bir insana kadar ulaşması bile karşı cinsle tanışmak için yeterli bir nedendir. ayrıca kafada yaratılan bu karakter gerçekte olsa bile belki de kişinin düşündüğü gibi ideal bir aşk olmayacaktır ve anlaşmazlıklar çıkacaktır, çünkü insan yapısı ve davranışı asla robotlarınki gibi değildir ve farklı durumlarda aynı insandan çok farklı davranışlar gözlenebilir.
sonuca gelmek gerekirse, badak kişi yalnız olduğu için mutlu değildir ama bunu kabullenir. fakat bu kişi bu kabullenmeyi bir şeref meselesi veya yenilgi olarak görürse daha yalnız kalmaya mahkum olur. bunun yerine insanlara karşı daha hoşgörülü ve daha içten yaklaşması gerekir. badak kişi eğer kendisi olduğunu, içinden geldiği gibi davrandığını iddia ediyorsa karşısındaki insanlara da kendisi gibi davranacak ve içten olacaktır, bu durumda karşısındaki insanlar da onu takdir edecek, karakter olarak ona yakın olan insanlar zaten ona gelecektir. eğer kişinin sosyal fobisi varsa öncelikle bunu yenmesi gerekmektedir, ama badakizmin içnde sosyal fobi yoktur, mükemmeliyetçilik ve önyargı vardır.
badakizmin erdemli bir mesele
olduğu tartışılmaz ama temelinde bazı çelişkiler yatar.
örneğin çizilen badak prototipine göre bir badağın karşı cinsten başka bir badakla tanışması hiç de kolay iş değildir. zira badak hamle sırası konusunda duyarlıdır, işaret bekler, seçmekten çok seçilmeyi hareketten çok beklemeyi sever. bu durumda karşısına tam da kendisi gibi biri çıktığında varılan nokta iletişimsizlik olur. peki ya duruşu ve yaklaşımıyla gurur duyan bir badağın dönüp dolaşıp bulacağı ya da bulmak isteyeceği kendisi gibi olmayan mıdır ?
bu paradoksu doğuran kadın erkek ilişkisinin çift taraflı olması, taraflardan birinin hamlesini bekletmesi ya da iki tarafın farklı ilgi noktalarında olması durumunda diğerinin hamle yapması gerekliliğidir. aralarından nehir geçen iki kişi düşünelim. her ikisinin kafasından da aynı anda suyun ortasında buluşmak geçse de aynı zamanda, aynı frekansta senkronik şekilde suya atlamaları çok ender gerçekleşecek bir durumdur.
bana kalırsa en ideal yaklaşım womanizer sınırlarına adım bile atmadan bir badağın gerekli ve yeterli girişkenlik eylemlerinde bulunabilmesidir. evet, bar ortamında joey tribianni tonuyla söylenen bir "how you doin" ile başlayacak ilişkiden hayır beklemek fazla iyimserlik olur ama ilişkilerin geleceğini başlangıcının ne kadar romans olduğunun belirlediğini söylemek de pek doğru olmaz.
zaten en doğru zamanda en en doğru lafları etmek dahası meteorolojinin de o an'a romantik bir yağmur ya da sıcak bir esinti ile destek çıkması daha çok sinematik bir olaydır.
hayat karşımıza durmadan yeni insanlar çıkarmıştır ve çıkaracaktır.
badakizm erdemini fırsatları ıskalamaktan değil en doğruyu, kendiyle çelişmeden, benliğini maskelemeden, kaçıp kovalamadan, köpeğe çekip çektirmeden, hormonlarının ve egosunun esiri olmadan fırsatları değerlendirmekten almalıdır. fırsattan kastettiğim bir varlık olarak karşı cins değil bu iki kişinin birlikte içine düşebilecekleri müstakbel aşk ihtimalidir.
badak ısrar diyarına girmeden teklif de eder, ölçülü şekilde ödün de verir ama bir oyunun içine çekildiğini fark ettiği gibi ben oynamıyorum diyebilmelidir. kestim kesildim, seçtim seçildim, aldım verdim ben seni yendim denyoluklarına bulaşmadan
gerektiğinde cesur şekilde hamlesini yapan gerektiğinde de en sakin haliyle oluruna bırakabilmelidir.
badakizm çok sonradan kafayı duvara vurduracak kayıtsızlıkların felsefesi olmamalıdır.
örneğin çizilen badak prototipine göre bir badağın karşı cinsten başka bir badakla tanışması hiç de kolay iş değildir. zira badak hamle sırası konusunda duyarlıdır, işaret bekler, seçmekten çok seçilmeyi hareketten çok beklemeyi sever. bu durumda karşısına tam da kendisi gibi biri çıktığında varılan nokta iletişimsizlik olur. peki ya duruşu ve yaklaşımıyla gurur duyan bir badağın dönüp dolaşıp bulacağı ya da bulmak isteyeceği kendisi gibi olmayan mıdır ?
bu paradoksu doğuran kadın erkek ilişkisinin çift taraflı olması, taraflardan birinin hamlesini bekletmesi ya da iki tarafın farklı ilgi noktalarında olması durumunda diğerinin hamle yapması gerekliliğidir. aralarından nehir geçen iki kişi düşünelim. her ikisinin kafasından da aynı anda suyun ortasında buluşmak geçse de aynı zamanda, aynı frekansta senkronik şekilde suya atlamaları çok ender gerçekleşecek bir durumdur.
bana kalırsa en ideal yaklaşım womanizer sınırlarına adım bile atmadan bir badağın gerekli ve yeterli girişkenlik eylemlerinde bulunabilmesidir. evet, bar ortamında joey tribianni tonuyla söylenen bir "how you doin" ile başlayacak ilişkiden hayır beklemek fazla iyimserlik olur ama ilişkilerin geleceğini başlangıcının ne kadar romans olduğunun belirlediğini söylemek de pek doğru olmaz.
zaten en doğru zamanda en en doğru lafları etmek dahası meteorolojinin de o an'a romantik bir yağmur ya da sıcak bir esinti ile destek çıkması daha çok sinematik bir olaydır.
hayat karşımıza durmadan yeni insanlar çıkarmıştır ve çıkaracaktır.
badakizm erdemini fırsatları ıskalamaktan değil en doğruyu, kendiyle çelişmeden, benliğini maskelemeden, kaçıp kovalamadan, köpeğe çekip çektirmeden, hormonlarının ve egosunun esiri olmadan fırsatları değerlendirmekten almalıdır. fırsattan kastettiğim bir varlık olarak karşı cins değil bu iki kişinin birlikte içine düşebilecekleri müstakbel aşk ihtimalidir.
badak ısrar diyarına girmeden teklif de eder, ölçülü şekilde ödün de verir ama bir oyunun içine çekildiğini fark ettiği gibi ben oynamıyorum diyebilmelidir. kestim kesildim, seçtim seçildim, aldım verdim ben seni yendim denyoluklarına bulaşmadan
gerektiğinde cesur şekilde hamlesini yapan gerektiğinde de en sakin haliyle oluruna bırakabilmelidir.
badakizm çok sonradan kafayı duvara vurduracak kayıtsızlıkların felsefesi olmamalıdır.
erkeğin yetiştiği çevre
şartlarıdır onu badakizme iten. izmirin gayri resmi badak sayısı üç basamaklı
sayılara ulaşamazken, ankarada bu rakamın binlerle ifade edilmesinin nedeni
sadece rastlantı mıdır? hadi bırakalım küçük düşünmeyi, rio de janeiroda
büyüyen genç bir arkadaşımızın badakizminden ne kadar verim alınabilir? ya da
isveçte kızlar teklif ediyomuş gibi söylentilerin çıkmasının ardından deşifre
olan isveçli bayan badakların, türkiye'de badakizm yorumunun, sadece erkekler
tarafından ortaya konulmuş olduğunu açığa çıkarmamış mıdır?
tüm bu sorular bir yana, asıl gelmek istediğim nokta şudur, badakizm bir yazgı değil. koşullara göre değişir, gün gelir badakizmden külliyen kurtulabilirsiniz. ancak önce badakizmin övünülecek bir şey olmadığını anlamak kaydıyla. badakizm, bireyin "hoşlandığı" karşı cinsle olan ikili ilişkilerinde tutukluk yapmasıdır. burda hoşlandığı kısmını özellikle tırnak içine aldım, çünkü daha önceden de belirtildiği üzere badak her kıza meyletmeyen, ama meyletmek istediğine de meyledemeyendir. ve bu noktadan hareketle, vay ben ne güzel badağım, badakizm de ne şahaneymiş demek gerçekten saçmadır, zira badak diye çağırdığımız, "aklı" ve gönlü ile hoşlandığı insanla gönül köprüsü kuramamış insanın, oohh kalpten kalbe bir yol varsa bananeee ben böyle iyiyim demesi hem absürd olur, hem de kötü espri.
ayrıca badakizm hakkındaki "badağın badağı çekmesi" mevzusu ise ifadenin özensizce ortaya konması nedeniyle, badakizm övücülerinin, gurur duyucularının kendi içlerinde çelişkisidir. madem badakizm iyi bir şeydir, badak badağı çekmez efendim, "badaklar badak olmayanlardan kaçarken aynı yolda yürürler sadece" falan denilsin. hatta daha da ileri gidilsin, buna dabadak yoldaşlığı ismi verilsin. yaani.
tüm bu sorular bir yana, asıl gelmek istediğim nokta şudur, badakizm bir yazgı değil. koşullara göre değişir, gün gelir badakizmden külliyen kurtulabilirsiniz. ancak önce badakizmin övünülecek bir şey olmadığını anlamak kaydıyla. badakizm, bireyin "hoşlandığı" karşı cinsle olan ikili ilişkilerinde tutukluk yapmasıdır. burda hoşlandığı kısmını özellikle tırnak içine aldım, çünkü daha önceden de belirtildiği üzere badak her kıza meyletmeyen, ama meyletmek istediğine de meyledemeyendir. ve bu noktadan hareketle, vay ben ne güzel badağım, badakizm de ne şahaneymiş demek gerçekten saçmadır, zira badak diye çağırdığımız, "aklı" ve gönlü ile hoşlandığı insanla gönül köprüsü kuramamış insanın, oohh kalpten kalbe bir yol varsa bananeee ben böyle iyiyim demesi hem absürd olur, hem de kötü espri.
ayrıca badakizm hakkındaki "badağın badağı çekmesi" mevzusu ise ifadenin özensizce ortaya konması nedeniyle, badakizm övücülerinin, gurur duyucularının kendi içlerinde çelişkisidir. madem badakizm iyi bir şeydir, badak badağı çekmez efendim, "badaklar badak olmayanlardan kaçarken aynı yolda yürürler sadece" falan denilsin. hatta daha da ileri gidilsin, buna dabadak yoldaşlığı ismi verilsin. yaani.
Kaynak: Ekşisözlük Badak başlığından alınmıştır. Bu sefer yazıya resim bulamadım :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder