15 Şubat 2013 Cuma

New York



ıÜüsahne arkasinda; baharat kokan roosvelt avenue 74. street'te sadece hint filmleri oynatan sinemanin sahibi sarikli hintli, flushing'in her hangi bir sokaginda isyeri olan cekik gozlu bir koreli, astoria'da size "iman bayildi" adindaki yunan yemegini servis eden rum lokantaci, brooklyn'in alfabetik caddelerinden herhangi birinde rastlayabileceginiz sakalli zuluflu fotr sapkali ortodoks musevi, bindiginiz sari taksinin sadece ingilizce ve adres bilmemek gibi onemsiz iki kusura sahip bangladesli soforu, bronx'in hispaniklerden ve zencilerden arta kalan bir kosesinde italyan usulu pizza yapan arnavut, steinway street'in araplarin yasadigi kosesinde nargile icilen kahvehanede garsonluk yapan arap, hizla ureme yetenegine sahip ve cin mafyasina borcunu odemek icin durmadan calismak zorunda olan cinli, slav irkinin fiili hukumranligi altindaki coney island plajinin tahta yolundaki banklardan birinde guneslenirken yanindaki arkadasina son dedikodulari yuksek desibelde bir ruscayla aktaran ihtiyar rus kadin, new york'un her tarafina yayilmis ve "ne is olsa yapar" turk, jamaika'nin arka sokaklarinda gunluk "ot" ihtiyacini karsilamak icin herturlu aktiviteyi yapma potansiyeline sahip afrikali genc, "citizen" oldugu icin adam oldurmek icin herhangi bir gerekceye ihtiyaci olmadigini zanneden ucuncu sinif mafya musveddesi portorikolu zibidi, butun bu gocmenlerin bile burun kiviracagi ne kadar boktan is varsa daha dusuk ucretlerle yaptirilan meksikali ve saymasi tespiti cok zor her ulustan her cografyadan kopup gelmis canlilarin yasadigi buyuk gosteri alani. butun bu sahne arkasi figuranlarinin gun boyunca gordugu uniformasiz tek amerikali, dolarin uzerinden onlara gulumseyen bay george washington'dur. sahnede ise manhattan var. burda ikamet eden -metrodaki lagim fareleri de dahil- canlilara ise newyorker denir. iste new york disinda dunyanin herhangi bir yerinde bu sehirden bahsedildiginde anlatilan sehir bu adadir tabii ki. dunyanin her yerinden gelen turistler bu adada gezip new york'u gorduklerini dusunurler. iclerinden akilli olanlari muze brosurlerini ya da manhattan'i anlatan tanitim kitaplarini kendi dillerine cevirip seyahatnameler yazarak masraflarini cikartirlar.. ama bu sahne ve oyunculari olmasaydi geri kalan new york da olmayacakti tabii ki.. bu sehre ve ona akan insanlara bakar bakar "bu kadar sinek yanilmis olamaz." diye dusunursunuz bir de boyle bir entry ile cok sevdiginiz manhattan'a haksizlik yapip yapmadiginizi..


ıÜüyakın zamanda gitgide coruscanta benzeyecek olan gökdelenler şehri. new york gidildiğinde i love new york yazılı ya da new york kelimesi geçen tişörtlerin giyilmemesinde fayda var. geceleri de belli caddelerde dışarı çıkılırsa sakıncası bulunmamaktadır. yine de gece new york da dışarı çıkmak risklidir.

ıÜüdünyayı zip.leseler dosya adı ny.zip olurdu.

dünyanın bin bir türlü halinin özeti bir şehir...

gittim, gördüm, sevdim...

new york, hayatımın kısa bir dönemini geçirdiğim ve zamanın inanılmaz hızlı bir şekilde aktığı şehir. şehrin yerlisi gibi hisetmeniz çok kısa bir zaman alır, eğer metropol hayatına alışıksanız 2.gün sahiplenirsiniz şehri. adres bile tarif ediyorken kendinizi bulabilirsiniz. başlarda herşey çok güzel gelir, hayat çok renkli gözükür çünkü. times square çıkarsınız ilk belkide, her taraf ışıl ışıldır. filmlerde sürekli olarak gördüğünüz mekanların artık bire bir içerisindesinizdir. bu yüzden dir ki artis artis gezer durursunuz. yavaş yavaş paralar suyunu çekmeye başlar, bu şehre para dayanmıyacak galiba deyip iş aramaya koyulursunuz ve bir anda amerikan rüyasının aslında sadece bir aldatmacadan ibaret olduğunu anlarsınız ve gerçek hayat o andan itibaren başlar sizin için ama çok geçtir sistemin dişlisi sizi bir tarafından kapmıştır çünkü. amerikan filmlerinde niye bu kadar küfürlü konuşulduğunu anlamaya başlamışsınızdır. çünkü sizde fırsatını her bulduğunzda insanlara, binalara, yaşadığınız şehre, kendinize... sık sık küfrederken bulursunuz kendinizi. sonra mı? bir gün geri dönersiniz ve yaşadığınız onca sıkıntıya rağmen o lanet şehri özlersiniz.



ıÜükısa süreli tatile geliyorsanız eğer,

en güzel turistik atraksiyonlar için, (bkz: manhattan)

en şahane, sarı kırmızı sonbahar panoraması için, (bkz: central park)

en kaçırılmaması gereken müzeler için, (bkz: guggenheim), ve mutlak suretle (bkz: moma)

en orijinal ve uygun fiyatlı kılık kıyafet alışverişi için, (bkz: urban outfitters)

en güzel kahvaltı ve atıştırmalıklar için, (bkz: le pain quotidien)

başım döndü huzur bulayım moduna geçtiğinizde, (bkz: west village), (bkz: brooklyn heights)

en randımanlı metro haritası için, http://www.mta.info/nyct/maps/submap.htm .

ve en güvenilir hava tahminleri için, http://www.weather.com/...byhour/usny0996?from=search


ıÜüözellikle hintli taksicilerin sizi mal zannedip gideceğiniz yere götürene kadar elli tane sokağa girdiği, durumu farkedip, "ulan bana bak desi, seni şikayet ederim, çalışma iznini de iptal ettiririm ha!" dediğinizde, tırsıp bir anda gideceğiniz yere ışınlandığı ve sizden para da almadığı şehri barındıran abd eyaleti.


ıÜü500 binden fazla da kopek yasamaktadir bu acayip sehirde.

http://www.wirednewyork.com/...hp?p=15647&postcount=4

sadece manhattan'da 283bin kopek oldugu tahmin ediliyormus. manhattan nufusunun 1,5 milyon civari oldugunu dusunurseniz 7 insana 1 kopek dusuyor bu garabet mekanda.

sabah sabah heryerde kopek gormekten bunalmis ajax kulunuz arastirdi, bildirdi, basi goge erdi.

tesekkur ediyorum.


ıÜükaranlık şehir : işıltılı times meydanını transit geçerek 8.caddeye doğru yürürken hafif bir esinti duyulur. daha bir sokak bile geçmemişken rüzgar hızını artırır. öyle ya bir gökdelen boyu yol almak kısa sürmez pek. gökyüzüne bakılır binaların sivri uçları bulutları delmiştir bile. gri üzerinizdedir ve belanın habercisidir. başınızı indirdiğinizde taksilerin insanların uçuşan torbaların hızlarını artırdığını görürsünüz. zaten suç şehrinin tedirginliği üzerinizdeyken bir de yağmur vuracaktır sizi. adımlarınız hızlanırken gideceğiniz yere en kolay nasıl varırım diye düşünürsünüz. yağmur çok dakiktir hemen gelir yanınıza, adımlarınıza ayak uydurur birden. hatta sizden de hızlıdır artık. hemen bir taksiye atlamanın hesabını yaparsınız. ama bir new yorklu yağmurlu havada taksi bulmanın samanlıkta iğne bulmakla aynı zorlukta olduğunu bilir. bu yüzden kasmaz. bir köşeye çekilir yağmuru izlerken kulaklığını takar. 'bir güzele gönül verdim' diye başlayan şarkıya dalar, yağmurun tizi eklenir bir de ona. gece olmuştur bile..

 kaynak: ekşisözlük New York başlığından seçilerek alınmış entrylerdir.
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder